ESKİYE ÖZLEM

Elimizdekilerle yetinmeyi ne kadar biliyoruz?

Daha iyisi geldiğinde eskiye gereken kıymeti verebiliyor muyuz?

21.yüzyıl insanı olarak çabuk tüketiyoruz. Bozulan bir eşyayı tamir etmek yerine çöpe atmayı tercih ediyoruz. Eski zaman insanı öyle miydi?

Eskiler üretmeyi severdi. Bir iş yapılması gerektiğinde gocunmadan kalkar yaparlardı. Çeşit çeşit oyuncakları yoktu ama az ile yetinmeyi bilirlerdi. Tahtadan yapılmış bebeklerle ve arabalarla büyüdüler.

Eskiler bir eşyayı nasıl uzun ömürlü kullanabiliriz? diye kafa yorarlardı. Çamaşırlar elde yıkanır, halılar karda temizlenirdi. Kimsenin kimseye üstünlük sağlamadığı egosuz yıllardı. Sohbetin soba kenarında koyulaştığı içten gülümsemeli saatler geçerdi.  Sevdanın esaslı yaşandığı kıymetli zamanlardı.

Eski zamanlarda yaşamasam da eskiye özlem duyuyorum. Bu zamanda sahte ilişkilerin bu kadar bariz olmasından, sevenin sevmeyenin belirsizliğinden, tüketimin getirdiği doyumsuzluktan, ahlaki değerlerin yozlaşmasından sıkıldığımdan eskiye özlem duyuyorum.

Evet ben yeni nesil olabilirim ama sanki 80’ler yada 90’larda bir yetişkin olsaydım daha mutlu olabilirdim. Duygularımla ve kalbimle bu zamanın insanı değilmişim gibi hissediyorum.

Jose Saramaqo’nun da ifade ettiği gibi;

Kötü kader diye bir şey yoktur; 21.yy vardır ve bu yüzyıl, yavrucuğum; bir kelebeği bile intihar ettirebilir.

Benimle aynı hissi yaşayanlarınız varsa yazımın altına yorum yapabilirler.

Sevgiyle kalın. Görüşmek üzere🙂

Related posts

Leave a Comment